Bohem aksamlari ile baslamisti bir blog seruveni..
Les fleurs du mal idi blog basligi ilkin..
Sonrasinda daha aktif duruma gecince Rint Geceleri'ne donusuverdi..
Bir bohemin depresif cigliklariydi..
Yavas yavas cikarken bunalimdan, Albatrosun Kanatlarina donusuverdi..
Omrunu tamamlamis bir sayfaydi artik.. uzatmalarda bitis dudugu bekleniyor gibiydi..
Uzaklardan sesi gelince nihayete nihayet erdigini farketti...
Cemberin hep disinda gezinirken yakilan agitlardi..
Cemberin tam ortasina yururken agitlara son dendi..
Yasami sevmeye baslamisti.. insanlari sevmeye..
Sevilmeye baslamisti ustelik..
Bir cig gibi yenilikler geliyordu..
ve tam ortasinda buldu bir cumartesi aksami kendini hayatin..
Gemilerin kalkma zamaniydi..
Albatrosun kanatlanma vaktiydi...
Ve ucuverdi...
Dostlar kazanmisti.. Gerceklerin Yalancisi gibi..
Dostlar kaybetmisti...
Sanalligini kaybetti oysa simdi..
Teorinin merkezinden pratigin gobegine kanatlandi simdi..
Aglarken goz yaslari iceri iceri akmiyor simdi..
Gulerken aynaya bakarak cogaltmaya calismiyor simdi..
Severken narsizme kacmiyor simdi..
Sevilirken sevgiden kacmiyor simdi..
Simdi;
Zekasini yazilarina degil, yasamina yonlendirmesinin vaktidir Albatros'un..
Engin denizlere acildi artik..
Geride kalanlara kanatlarindan bir nefes birakti..
Kanatlarini yukseltecek bir nefes beklemeden..
Vira bismillah...