Bohem aksamlari ile baslamisti bir blog seruveni.. Les fleurs du mal idi blog basligi ilkin.. Sonrasinda daha aktif duruma gecince Rint Geceleri'ne donusuverdi.. Bir bohemin depresif cigliklariydi.. Yavas...
yeni bir döneme; yeni bir çeyrek asıra girerken.. yeni bir paradigmaya istinaden; şimdi rint gecelerine veda zamanı.. artık akarsulara hapsolmuş albatros'un açık denizlere açılma vakti.. artık albatros'un...
onaltı-onyedi yaşlarımda uzun zamandır okuduğum kitapların tesirinde kalarak bir hayat tanziminde bulunmuştum.. kişisel gelişim kitabı; yazılmamış hedefler hayal olmadan öteye gidemez diyordu.. ben de günlüğün...
Ey yolcu; rint ne demek diye giriştiğin bu uğraşıda sana bir yol göstereyim.. farsça bir kelime olan "rint": gönül eri; sarhoş, ayyaş kimse anlamına gelir.. fransızca'dan dilimize de...
Hatırlanmak.. hoş sada bırakılmış mekanlar, insanlar.. bu pazar f...'daki üç yılı aşkın süredir varlığıma yoldaş olmuş insanlar bileşkesinin beni hatırladığı ilginç bir gün... depresif günlerimde hatırlamak adına...
Aynaya bakıyorum.. gelişigüzel bırakıverilmiş saçlarım.. kallavi bir gözlüğüm.. sinek kaydı traş yapılmış bir yüzüm.. yakası yarı açık bir sweat.. dar bir kadife pantolon.. şık ayakkabılar... Dış...
İşte burada, 21 no'lu hariçte bir odada, hasta koğuşuna dönmüş bu mekanda.. Ruhu "yabancılık" acısını yoğururken bi köşede.. Bedeni "inceden" bir hastalıkla haşır neşir bir adam.. ...
Son yıllarda iyice "yabancılaştım" kendime, çevreye.. nedenini bildiğim bir absurdite hali bu.. ve belki bundan Camus hayranlığım.. ve belki bundan "ne farkederci" anlayışım.. sabah kalkmanın bir anlamı yok.....
bugünlerde bir televizyon programı başladığını duydum.. meksika sınırı.. eski western filmlerden mülhem bir ad bu.. sınırı geçenleri rahat, kaygısız bir hayatın beklediği bir sınır.. şiirlerede konu olmuş...
Zamanın esrarengiz bir adaleti vardır.. Ve her çıkmaz görünen sokak bir yerlere götürür insanı, sokağın çıkmazlığını kaybettiren.. Her insan küçükken geleceğini hayal eder.. ve...
gün be gün yiyiyoruz yaşamdan.. günler artarken şakaklarda, saatler iz bırakırken alınlarda, hayat tortuları çoğalırken beyinlerde, kalplerde.. biz hüznü katık yapıyoruz yaşamımıza.. ekmek yokken pasta...
Ne sen, Ne ben, Ne de hüsnünde toplanan bu mesa, Ne de alam-ı fikre bir mersa Olan bu mai deniz, Melali anlamayan nesle aşina değiliz. Sana yalnız bir ince taze kadın Bana...
Islak sokaklar, yerlerde soluk çınar yaprakları, hafif sisli ve serin bir hava, ve henüz tam silinmemiş bir güneşten geriye kalan alacakaranlık.. Bana hep Bolu...
uzun süre serserilik yaptım.. dışarıdan bakanlar biraz imrenme, biraz da garipseme ile bana hep birşey yapmalı şarkısını çığırdılar.. benim cevabım ise hep birşey yapabilmek için iki şeye...
beni tanıyanlar ikinci bir mustafa keser vakası diyorlar.. mustafa keser'i tanımam, bilmem.. adını duymuşluğundan başka da ne dinlemişliğim ne de görmüşlüğüm vardır.. keyifli olduğum...
eskiden şöhretler, markalar t-shirt bastırırlardı ve ücretsiz dağıtırlardı.. bunları giyen funlar tarafından tanınırlık oranını artırmak gayesiyle.. şimdi insanlar markanın marka yazısını taşıyabilmek için paralarını döküyorlar...
Fildişi kulemde oturup; ahkam kesiyormuşum meğer nicedir... Bir ufuk çizgisi gibi narin, ışıltılı ve simetrik hayat serüvenimi herkeslerinkisiyle karıştırıp, yargılıyormuşum.. bazen küçük bir anahtar, kısa bir bilgi...
Bilirsin işte, bir fincan kahve, bir tutam tütün varsa yanımda.. saatler geceyi kutlarken ve dışarıda en narininden bir yağmur sarmalıyorsa gök kubbeyi.. İşte o andır bohemlerin akşamında...
Niçin hep müsveddesidir yaşam, yaşamak yerine hayatı, çetelesidir çekilenlerin.. Niçin yollar döner döner de hep aynı yere çıkar.. Niçin yaralar hep daha büyük olur yara bantlarından.. ...
net bağlantımda sorun olması bir kenara, bir de blogcu yutuyor yazılarımı.. tabi bu yazıyı yayınlamayı başarabilirsem.. çok şeyler yazmıştım.. kayboldu gitti.. şimdi yavan bir doğum...
Akşam bir telefon geldi.. 007 kodlu ülkeden.. bir dostum, bir kardeşim ne yapıyor bizim kereta, aramıyor, sormuyor diye aramış.. Sesi duyunca ılık bir meltem sardı...